Meşhur Kebapçı Hacı Oğulları Meşhur Kebapçı Hacı Oğulları
Hacı Oğulları Hacı Kebap Basında Biz Foto Galeri İletişim

BASINDA BİZ

 

Hürriyet Gazetesi - 16 Mart 2008

Mehmet Yaşin

Aydın’da kimse kimseye efelenmez ama, kentin tarihinde efeler baş köşede oturmaktadır. Çakırcalı Mehmet Efe, Atçalı Kel Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Demirci Mehmet Efe en çok bilinenleriydi. Bunların kimi namus, kimi kan davası, kimi intikam, kimi adaletsizliğe isyan edip dağa çıkan kanun kaçaklarıydı. Ama her biri zamanla efsaneleşti, bileği bükülmez kahramanlara dönüştü.
O dönemden bugüne efeler kalmadı ama, Hükümet Bulvarı’ndaki Kebapçı Hacıoğulları varlığını sürdürdü. Kentin bu ilk kebap salonunu, 1878’de Halepli Mustafa Güçel açtı. Tam 130 yıl aynı yerde, aynı işi yapan ender mekanlardan biri oldu. Şimdi işin başında beşinci kuşak var. Dördüncü kuşaktan 84 yaşındaki Mehmet Usta ise arada bir gelip müşterilerle anılarını paylaşıyordu.
Hacıoğulları’nda bir tek Hacı Kebap hazırlanıyordu. Şişe geçirilmiş küçük köfteler, kare kare kesilmiş lavaşın üstüne çekiliyor, üstüne eritilmiş halis tereyağı gezdiriliyor, maydanoz, közlenmiş biber ve domates konarak servis ediliyordu. Bu yalın kebap oldukça lezzetliydi. Burası kentin yeme-içme müzesiydi sanki.

Bugün - 5 Mart 2007

Aydın'da 129 yıllık "Meşhur Kebapçı Hacı Oğulları" ağırladığı İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes gibi ünlülerin uğrak yeri olarak biliniyor. 82 yaşındaki Mehmet Seferi Güçel, işyerindeki tahta merdivenleri İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes gibi birçok tanınmış kişinin kullandığını ve buranın ünlülerin uğrak yeri olarak bilindiğini ifade etti. Güçel, Adnan Menderes'i anlatırken, "Aydın'da orta mektepte öğrenciyken gelirmiş. Babam tebeşirle tahtaya işaretlermiş. Adnan Bey'in babası haftada bir gelir, hesabı ödermiş. Başbakan olduğunda da uğrardı. Ben çok servis yaptım kendisine. Yanında koruması olmazdı. Ceketini duvardaki çiviye asar, manşetli gömleğinin kollarını sıyırır, ellerini leğenin içinde ova ova yıkardı. Onun tabağı ayrıydı. Eliyle yerdi kebabı, öyle severdi. Masalarda ayrı gayri olmazdı, erken gelen istediği yere otururdu. İsmet İnönü 1947'de havuzların açılışına geldi. Orada yemek, ikram yok. Bizim kebaplardan paketledik, gelip aldılar. Buzdolabı o yıllarda olmadığı için 8 kiloğram kıyma işlenir, kebap bazen sabah saatlerinde bile biterdi. Geçmişin tatlı anıları beni bugün dimdik ayakta tutuyor. Şimdi öz varlıklarımızı kaybettik, artık usta yetişmiyor. Ben 50 yıl sonra, dükkanıma hırsızlar yüzünden kepenk yaptırdım" dedi.

Sabah Gazetesi - 10 Mart 2003

Yavuz Donat 

Beş nesil "meşhur kebapçı Hacı"
Otomobilde üç kişiydik. Avukat Yılmaz Menderes, Aydın-Yeni Ufuk gazetesinden Erman Çetin ve biz.
"Aydın turunu" tamamlayıp, döneceğimiz sırada dediler ki:
"Meşhur Kebapçı Hacı'da bir lokma bir şey" yiyelim.
"Meşhur Kebapçı Hacı", Aydın'ın içinde "salaş" bir yer.
Topu topu "dört masa" var.
Lokanta "1878'de" açılmış.
"Ahmet Usta" açmış.
Sonra "yeğeni ve damadı olan" Hacı Mustafa işin başına geçmiş.
Ardından İbrahim Usta.
"Dördüncü nesil" Mehmet Seferi Cücel, 76 yaşında.
İşe pek gelemiyor.
Lokanta şu anda "beşinci nesilde."
Mehmet Seferi Bey'in 35 yaşındaki oğlu Mehmet'te.
Mehmet'in 9 yaşında bir oğlu var.
Okula gidiyor ama, "asıl hevesi ata mesleği olan" kebapçılık.

Atatürk Aydın'a geldiğinde, Hükümet Konağı'nda yemek yermiş.
Kebap "bu lokantadan" gidermiş.
Lokantanın "müşterilerinden" birkaç isim:
İsmet İnönü, Celal Bayar, Kazım Karabekir, Adnan Menderes, Zati Sungur, Zeki Müren, Müzeyyen Senar.

Kebap "100 yıllık... 129 yıllık bakır sahanda" geliyor.
Sahan ama ne sahan?
"Kalın... Ağır."
Radyo "antika."
Diğer eşyalar da.
Lokanta sadece "gündüzleri" açık.
Ve yaz, kış dört masa "tıklım tıklım."

TRT; 1978'de bu kebapçının "yüzüncü yılı" nedeniyle yayın yapmış.
Duvarlar "artık sararmış resimlerle" dolu.
Aydın resimleri...
Eski şöhretli müşteri resimleri.
Ve bazı "duvar yazıları."
Örneğin:
Zengini fakir eden hayırsız evlattır,
Memuru fakir eden süslü avrattır,
Fakiri fakir eden kuru inattır.

Bir başka duvar yazısı:
Tarlada ekinim var deme,
Ambara girmeyince.
Hayırlı evladım var deme,
El koynuna girmeyince.
Sadık dostum var deme,
Başına bir hal gelmeyince.

1878'den 2003'e... Tam 125 yıl. Ve aynı aile... Beş nesil.
"Veyispaşa Mahallesi'nde" dört masalı "salaş" kebapçı.
Kebabı yedik, Mehmet'e "daha nice yıllar" dedik ve duvar yazılarından birini daha not edip, ayrıldık:
Ağustos'ta ekilen darıdan,
Kocasından ayrı yatan karıdan,
Bal vermeyen arıdan,
Haram kazanılan paradan,
Hayır gelmez.
...